Alım gücü VS ekmek ve süt!
Günübirlik politikalarla seçime doğru hızlı bir gidişimiz var ülke olarak.
Yapılan
yardımlar, verilen destekler, vaatler, sözler… 8 ay sonra yapılacak olan seçime
hazırlık.
8
aylık planlamayla ülkeyi kurtarmak isteyen hükümet ve ortakları ne yazık ki, haziran
ayının ardından ne yapacağını bilemiyor.
Kendileri
de biliyor ki, kurdukları ittifak her geçen gün oy kaybediyor!.. Fakat,
kazanmak için de herhangi bir çabaları yok.
Fark
ettiyseniz, açıklanan programlar ve destekler hep seçime yönelik.
Büyük
ihtimalle yeni kurulacak hükümet (Kendileri bile kuracak olsa) tam bir
enkaz devralacak.
Enflasyonu
frenleyemiyorlar, dövizi frenleyemiyorlar, mültecileri bile frenleyemiyorlar.
Her
geçen gün ülkemizin kaynakları tükeniyor. Kaynaklar tükendikçe fiyatlar
artıyor.
*****
Mesela
varlığımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan temel besin kaynakları var.
Süt
ve ekmek bunların en önemlisi…
Süt de
ekmek de zamlanıyor.
Düşünsenize
fırında 4 lira olan ekmek, kar amacı gütmeyen BESAŞ’ta 4 lira 75 kuruş oldu.
Şimdi
diyeceksiniz ki, BESAŞ daha büyük ekmek yapıyor.
Evet,
doğru yapıyor ama bir hafta önce 4 liradan satılan ekmeğe 75 kuruş zam neden
yapıldı o zaman?
Demek
ki kazancı maliyetini karşılamıyor.
O
halde fırıncıların ne suçu günahı var. BESAŞ’ın zam yaptığı bir devirde
fırıncılar neden zam yapamıyor?
Peki
vatandaşın suçu ne?
Neden
sürekli daha zamlı ekmek almak zorunda kalıyoruz?
Bizim
temel besin kaynağımız olan ekmek neden asgari ücret oranında değil de daha
fazla artıyor…
İnsanların
alım gücü neden sürekli düşüyor?
****
Gelelim
süte…
Sütçüler
isyan noktasında artık.
Devletin
desteklemesi de yetmiyor. Satılan sütle yem alınamıyor.
Süt
için sorunun kaynağına inersek, karşımıza şeker pancarı fabrikaları çıkıyor.
Ne
alakası var demeyin, okumaya devam edin…
Şeker
pancarı fabrikalarının önce özelleşmesi daha sonra da kota konması bu
fabrikaları zarara uğratmış ardından da kapattırmıştır.
Şeker
Pancarı besicilikte önemli bir yere sahipti.
Bir
ton şeker pancarına su eklenerek ve üzerine 300 kilogram da saman eklenerek
hayvansal yem elde ediliyordu.
Şimdi
ise, yemler dışarıdan ithal ediliyor. Yurt dışından ithal ettiğimiz yem
dolar kuruna bağlı olarak artıyor.
Yem
dolarla artınca sütün de dolarla artmasını bekliyorsunuz. Ama nafile…
Dolarla
mı maaş alıyoruz biz?
Almıyoruz
ama artık almalıyız bence…
Bir
süt üreticisi, bir litre süt sattığında 1 kilo 400 gram yem almak zorunda. Bakın bu alt sınır.
Bunun altına inerse eğer denge, Ulusal Süt Konseyinin acilen toplanması
gerekiyor.
Uzun
süredir bu oran 1 litre süte 1 kilo 200 gram yem… Hatta 1 kilo 100
grama yeme indiği de oldu.
Süt
üreticisi her geçen gün zarar ediyor.
Sonunda
Ulusal Süt Konseyi toplandı. Fakat toplansa ne olur… Alınan karara göre halen
daha 1 litre süt ile 1 kilo 400 gram süt alınacak şekilde zam yapıldı. Yani
alarm seviyesine yükseltildi. Bu karar birçok besicinin ineklerini kesime
göndermesiyle karşılandı. Yaşayan her inek üretici için zarar hanesine yazılan
miktar.
Şimdi
ise büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Henüz bunu hissetmiyoruz ama ocak
veya şubat aylarında bunu güzelce hissetmeye başlayacağız.
İçecek
süt bulamayabiliriz.
Sanırım
çare yine yurt dışından bulunacak.
****
Gelelim
alım gücümüze!
Asgari
ücret ile süt alımını karşılaştıracağım.
Neden
asgari ücretle karşılaştırıyorsun derseniz, ülkede çalışanların yüzde 60’ının
bu ücreti aldığından dolayı en baz alınacak miktar olarak düşündüğüm için
derim…
2011
yılı asgari ücret 640 lira, bin 20 litre süt alıyor.
2012
yılı asgari ücret 739 lira ve 923 litre süt alıyor
2020
yılı asgari ücret 2324 lira, 1001 litre süt alıyor.
2021
yılında 4 kere zam geldi. Asgari ücret 2885 lira, 613 litre süt alıyor.
2022
asgari ücret 5500 lira 647 litre süt alıyor.
Yıl
yıl alım gücünün düştüğünü fark ediyorsunuz…
*****
Son
not!..
Tekrar
şeker pancarı fabrikaları açılmazsa bizim kurtuluşumuz zor. Sütün de,
hayvancılığın da şekerin de ve daha birçok şeyin de ana kaynağı burada.
Üretim
olmadıkça enflasyon engellenemez bir canavardır.
18.10.2022 - Nöbetçi Gazete
Yorumlar
Yorum Gönder