Bir dönüşüm hikayesi: DOWNTOWN!
5 yıl önce Bursa’da büyük bir dönüşüm hareketi başlatıldı. 0,50 emsal artışıyla Nilüfer’in göbeğinde gökdelenler yükselmeye başladı…
Şehrin en
yeni, en planlı, en doğru düzgün ilçesinde kentsel dönüşüm başladı.
Kentsel
dönüşümün Nilüfer’den başlıyor olması bunun tam bir rantsal dönüşüm
olduğunun açık göstergesi olmuştu.
Çünkü, bu
kararlar yıkılan binaları ikiyle çarparak tekrar yapma imkanı sağlıyordu.
Sonra da Büyükşehir
Belediyesi Eski Başkanı Recep Altepe’ye tüm sorumluluk yüklenerek uygulamadan
vazgeçildi.
Ama sancılarını
halen daha çekiyoruz.
****
İşte bunlardan
biri de Yunuseli’ndeki Downtown… Bursa’nın kalbine saplanan Doğanbey
TOKİ’lerinden bugün nasıl bahsediyorsak, belki de 5 yıl sonra Downtown’dan da
öyle bahsedeceğiz.
Yunuseli, geleceğin paralayan yıldızı
olarak pazarlandı.
0,50 emsalden
çabuk dönüldü, ama bazı yerler ki- bunlardan biri de Downtown Osmangazi
Belediyesi’nin meclisinden geçirildi.
Downtown’un
arazisinde bir bekçi kulübesi bir de tuğla fabrikası vardı.
Sadece bir
katlıydı, ama şimdi zemin ve dükkanlar hariç 13 kat yapıldı.
İlginç bir
hikayesi var buranın…
****
Her şey 6
Kasım 2019 tarihinde, Osmangazi Belediye Meclisi’ne, Hasan Hüseyin Erdönmez
imzası ile verilen bir önerge ile başlıyor.
Bu önerge 09
Eylül 2020 tarihinde Meclisin gündemine geliyor.
‘Park ve BHA
Değişiklikleri’ başlığı
ile masumane (!) bir kılıf giydiriliyor.
Ama bu önerge, inşaat
sahibine; daha önce mahkeme kararı ile iptal edilen ve haksız emsal artışlarını
yeniden sağlıyor…
Sadece emsal
artışı olsa yine iyi!..
Hem projenin
daha önce mahkeme kararı ile iptal edilen kısmı tekrar varmış gibi bir karar
alınarak kapsamı genişletilerek haksız kazanç sağlanıyor, hem de değer artışıyla
elde edilen kazancın, bakanlığa ve belediyelere aktarılma yükümlülüğünden
kurtulunuyor.
Neyse…
Sonuçta her şey
kanuna uygun yapılıyor.
Mimarlar
Odası Bursa Şubesi’nin Bursa 3. İdare Mahkemesi’nde 2018’de, bu proje aleyhine
açtığı haksız 0.50 kentsel dönüşüm emsal artışı iptal davası 2019’da
sonuçlanıyor ve
sonrasında da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından onanıyor. Danıştay
devreye giriyor. Proje iptal ediliyor.
Mahkemelerin
iptal kararları yok sayılarak Downtown yükseliyor.
Bu konuyu daha
da uzatmak istemiyorum. Fakat, içine girildiğinde daha da büyük çifte
standartlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle işin hikaye kısmını burada
kesiyorum.
Olan oldu…
*****
Şimdi ise bir
şehir kurulmuş oldu küçük bölgeye…
Bin 600
kişinin burada ikamet etmesi bekleniyor.
Peki Nilüfer’in
kontrolsüz kentsel dönüşümünden kaynaklı olarak çıkan altyapı sorununun nelere
mal olduğunu gördüğümüz halde Downtown’u görmeyecek miyiz?
Bildiğimiz
kadarıyla ne Büyükşehir Belediyesi, ne de Osmangazi Belediyesi’nin
burada bir altyapı çalışması yok. Üstelik burada yaşam başlamışken…
*****
Downtown’da
yaşam başlaması nedeniyle bir lansman yapıldı.
‘Yeni nesil
yatırım seferberliği’
mottosuyla yapılan basın toplantısına da katılım yoğundu.
Dersini iyi
çalışmış bir öğrenci olarak sabırla dinledim, lansmandaki reklam
konuşmalarını…
Şöyle diyordu Atış
Şirketler Grubu Ceo’su Ahmet Atış: “Atış İnvest Re-pie Gayrimenkul Yatırım
Fonları, yeni nesil gayrimenkul fonları olarak yatırımcısına yüksek getiri
hedefi ile yola çıktı. Yeni fonlarımızın her iki şirket ile birlikte sektörümüz
ve yatırımcılarımız için hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Bu projede 8 tip
fon tipimiz var. Bir kişi en fazla iki fon satın alabiliyor. Bunu bu şekilde
kurgulamamızın sebebi fon satışlarını tabana yayabilmektir. Gayrimenkul yatırım
fonunun işlettiği bir mülkte tapu satın almaktan daha sağlıklı bir sistem. Alım
satımda tapu harcı yok. Vergi avantajları da sisteme uygun. Gayrimenkul yatırım
sistemi Türkiye’de 2017’den beri sürdürülebilir konumda, dünyada ise 40 yıldır
devam eden bir sistem. Tüm yatırımcıları heyecanlandıracağına inandığımız yeni
nesil yatırım modelimiz, küçük bütçelerle büyük kazanımlar elde etme fırsatı
sunuyor. En önemlisi de bu kazanımların istikrarlı ve güvenli olması. Yeni
nesil yatırım modelimiz katılımcılarımıza finansal anlamda kazanç sağlarken,
şehrimizin değerine de değer katacak.”
****
Çetrefilli bir
süreçle başlayan, “Şehir içinde şehir” sloganıyla yıllarca süren inşaat
çalışmaları sonunda bitmiş ve Bursa’ya değer katacak…
İnanıyoruz,
evet!
Peki o halde
sorumu sorayım…
İlk tuğlayı
koyduktan sonraki bugüne kadar olan kısmı anlatır mısınız?
“Buranın
hikayesi şöyle: ‘Bursa’ya nasıl bir değer katabiliriz’ sorusuyla başladık işe.
Yani biz sonuçta ticari bir işletmeyiz ve para kazanmak zorundayız. Bununla da
alakalı, 2 müzemiz var biri Ahmet Erdönmez’in kendi koleksiyonu, bir
tane de Türkiye’de şu an yeni yeni örnekleri başlayan dijital müzemiz
var. Sergi salonu, tiyatro, gösteri merkezi, düğün salonu, kongre merkezi,
gösteri havuzu, üniversite… Yani Bursa’ya ne kazandırabiliriz diye düşündüğümüz
her şey burada var. Davaları soruyorsunuz, mevcutta devam eden bir tane bile
dava yok. Kentsel dönüşümden kaynaklı tüm Bursa’da devam ededen davalar
vardı. Bu sebeple, birçok inşaat firması ve hak sahibi mağdur oldu. Burası
kentsel dönüşüm mantığıyla başlayan bir işti. 0,50 emsal artışını Büyükşehir
Belediyesi o zaman bakanlıktan yetkisini alıp, parsel ve ada bazında
başlamıştı. Odaların itiraz buraların parsel bazında yapılması idi. Bursa
gibi emlak değeri şu an için inşaat değerinin yaklaşık yüzde 30-40 üzeri olan
bir şehirde 0,50 emsal artışıyla yapılması çok zor. Bundan kaynaklı davalar
vardı. Bunun da bir çözüm olmadığını kentsel döşümün ilerlemediğini hepimiz
gördük. İnşallah yeni çözümler bulunur. Allah göstermesin, bir deprem
olduğunda altyapı gibi planlar çok geri planda kalacak. Bu dönüşümlerin mutlaka
sağlanması lazım. İnsan hayatı mı yoksa, hukuki bir altyapı sorunu mu? Bize
kalırsa insan hayatı her şeyden daha önemli. Yani kentsel dönüşümün bir an
evvel yapılması lazım.”
İkinci sorum
ise;
Burada bin
600 kişi yaşayacak. Binlerce kişinin yaşamı olacak. Buranın altyapısı bunu
kaldırır mı, bildiğimiz kadarıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de, Osmangazi
Belediyesi’nin de burayla ilgili herhangi bir altyapı çalışması yok!..
“Bir işe
başlarken biz az-çok kamu kuruluşlarından kaynaklı altyapı konularını kendimiz
karşılayacakmış gibi bütçelemesini yaparak ilerliyoruz. Burada da Büyükşehir
Belediye’mizle 2 etaplı yol planlaması yaptık. Bu planlama sadece kendimiz için
değil, Yunuseli’nin yaklaşık 6 kilometrelik yolu ve köprülerini yapmış olacağız
biz şirket olarak. Genel olarak zaten bu karma yaşam konseptlerinde projeye
başlamadan önce birçok danışmanlık alınıyor. Bu danışmanlıklar neticesinde de
yol projesinden tutunda altyapı projesine kadar 50 danışmanımız çalıştı.
Hepsinin zaten hesaplaması yapıldı. Buna göre, maaliyetleri kendimiz tarafından
karşılanarak Osmangazi Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle
hayata geçmiş oluyor. Downtown projemiz, Hanlar Bölgesi’nden sonra Bursa’da en
fazla turist alan yer olacak. Günlük bin 600 kişi oturan sayısı aslında burada,
sistem devreye alındığı zaman önemini kaybedecek. Çünkü Downtown, hafta içi
40-45 bin, hafta sonu 60-70 bin civarında ziyaretçi almasını planlıyoruz.
Buna da uygun olarak tüm altyapı çalışmalarımızı yaptık.”
*****
Denildi…
Şimdi nereden
başlasam bilemedim. Ama en iyisi sondan başlamak.
Bir hafta sonu
düşünün ki 70 bin insanın uğrak noktası olsun ve sadece 2 şeritli yolu olsun
ve o yol da gidip, günde 280 bin aracın kullandığı Acemler’e bağlansın…
Kırmızı kot
uygulaması yapılmayan bölgede
(Yani tüm altyapı çalışmaları ‘Elektrik, su, kanalizasyon, internet,
telekomikasyon’ yapılmamış bölgede) hem insanları üst üste yığacaksınız hem
de 70 bin kişinin burada olmasını isteyeceksiniz. Buradan iddia ediyorum,
çok değil, 5 yıl sonra ‘buranın sorununu nasıl çözebiliriz’, ‘bu
kangreni nasıl tedavi edebiliriz’ diyerek arayışlar bulmaya çalışacağız.
Bursa’nın sorunları ve dertleri yetmezmiş gibi bir yenisi daha eklenmiş olacak.
Gelelim kentsel
dönüşüm konusuna… Önemli olan insan hayatıydı değil mi?
Sizce deprem,
oklardan kaçmak için oluşturulan bir kalkan mıdır?
Neden her kötü
projenin tek sığınağı deprem?
Tabi
ki, depreme dayanıklı yapılar yapılsın, tabi ki insanlar hayatını kaybetmesin
ama bunun yolu sadece sağlam binalar yapmak değil. Aynı zamanda bir doğal afet durumunda
insanların kaçışını da açık tutmak zorundasınız. Şehri planlarken bu
şekilde planlamanız gerekiyor…
Bu proje ne
yapıyor… Sadece sıkıştırıyor.
Doğal afet
sadece deprem değildi. Downtown’un hemen önündeki derenin taşmayacağını bu
taşan dere nedeniyle yolların kapanmayacağını söyleyebilir misiniz?
Allah korusun
ama, yangın, patlama, deprem, taşkın, sel aklınıza gelebilecek her türlü
doğal afet veya savaş durumunda yani şehri boşaltmamız gerektiğinde
boşaltabilecek miyiz?
Tek cevabı var: Hayır!
19.10.2022 - Nöbetçi Gazete
Yorumlar
Yorum Gönder