Çömez gazetecinin söyleyecekleri var!..
Bursa’da tam sayısı bilinmemekle birlikte yaklaşık 460 internet sitesi, günlük, haftalık ve aylık olmak üzere yaklaşık 50 yazılı basın (ilçeler hariç), 4-5 yayın yapan televizyon, eskisiyle, yenisiyle, mekteplisiyle, alaylısıyla, ‘sonradan olma’lısıyla henüz tam rakam ortaya çıkmasa da bin 500 ile 2 bin arasında kendine gazeteci diyen kişi var!..
Yani Türkiye’nin
çok büyük bir gazeteci havuzu var…
Bu havuzun
içinde boğulmak da var, en iyi şekilde yüzmek, yüzebilmek de!
Ama tereddüt
eden boğuluyor.
Ben de birkaç
tereddütten sonra yüzmeyi öğrenenlerden biriyim…
***
Şimdi size
ilginç bir bilgi vereyim mi?
Bursa’da basın
mesleğini içeren 14 dernek var.
1- Anadolu
Gazetecileri Birliği Derneği
2- Anadolu
Gazeteciler Federasyonu
3- Bursa Ekonomi
Gazetecileri Derneği
4- Bursa
Gazeteciler Birliği Derneği
5- Bursa
Gazeteciler Cemiyeti
6- Bursa
İnternet Gazetecileri Derneği
7- Çağdaş
Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi
8- İnegöl
Gazeteciler Derneği
9- Radyo
Amatörleri Derneği
10- İnternet
Gazetecileri ve Yayıncıları Derneği
11- İnternet
Gazeteciliği ve Blog Derneği
12- İnternet
Yayıncıları Derneği
13- Mudanya
Gazeteciler Derneği
14- Tüm
Gazeteciler Cemiyeti Derneği…
Beni okuyan
gazeteci arkadaşlarıma sormak istiyorum. Kaç tanesine üyeliğiniz var, kaç
tanesini biliyorsunuz, kaç tanesinin başkanını tanıyorsunuz, kaç tanesinin
başkanı sizi tanıyor?
Hadi soruları
genişletelim…
Kaç tanesinin
faaliyetlerini biliyorsunuz?
Kaç tanesi sizin
için bir şeyler yapmaya hazır?
Kaç tanesi sizin
sorunlarınızı biliyor?
Kaç tanesi
gazetecilik yapanlar için çalışıyor ya da farkına varıyor?
‘Ben’ kavramını, ‘Biz’ kavramına kaçı
çeviriyor?
***
Bu şartlar
altında Bursa’da gazeteciliği savunabilecek kaç kişi var?
En nankör
mesleklerden birindeyiz.
Çok hızlı bir
şekilde fişimiz çekilebiliyor, çok kısa bir zamanda unutuluyoruz!..
Fakat buna
rağmen yine de birbirimize saldırmaktan vazgeçmiyoruz.
***
10 Ocak Çalışan
Gazeteciler Günü’nde 2 buluşma programı vardı.
Sabah kahvaltıda
Kestel Belediyesi’nin davetlisiydik, akşam yemeğinde Bursa Büyükşehir
Belediyesi’nin davetlisi…
İkisinde de
belediye başkanları bu kadar gazeteciyi bir arada gördüğü için bazı
faaliyetlerini anlatma gereği duydu.
Kameramanlar,
muhabirler, fotoğrafçılar, köşe yazarları ve niceleri kendileri için düzenlenen
toplantıda da çalışmaya devam etti.
Aslında bu bir
bakıma fırsattı.
İstediğimiz
soruları sorabilirdik başkanlara… Sonuçta bir konu hakkında değil tam
anlamıyla sadece kendimiz için gitmiştik o toplantılara.
Kestel’deki
toplantıda güzel sorular ortaya çıksa da Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur
Aktaş’ın kürsüden istediği sorular hiç de tatmin edici değildi…
Gerçekten soru
sormaya korkar mı olduk?
Alinur Aktaş ısrarla
soru istemesine rağmen, neredeyse 350 basın mensubunun orada bulunmasına
rağmen dişe dokunur soru geldi mi?
Ben de dahil
aslında gerçekten soru sormadık…
***
Evet ben çok mu
masumum?
İşte sorumu
yazıyorum:
“Sayın
Başkan, bugünkü yazımın başlığı: ‘Bursa İstanbul’dan Planlanıyor…’ O planlarda İstanbul’un sanayi yükünü
Bursa’ya kaydırmasına yönelik raporlar vardı… Biz aslında kendi planımızı
yapmıyoruz, İstanbul’un bize biçtiği role göre plan yapıyoruz. Ne düşünüyorsunuz?”
Cevap olarak,
önce Bursa ile hem yurt içi hem de yurt dışı şehirlerden örnekler verdi. Sonra
da…
“İstanbul’da
ne planı yapıldı bilmiyorum ama ben geçen çarşamba akşamı Büyükşehir Belediye
Başkanlarına 3 saat brifing verdi Tarım Bakanı… Hayranlıkla izlerdiniz. Tarım Bakanının
tarifine göre birçok şey Bursa’da kapalı. Dönüştürmeyle alakalı birkaç konu
hariç kapalı. Zaten TEKNOSAB ile NOSAB arasındaki ara bölgeyle alakalı ret
geldi. Bu noktada Bursa’ya alt yapı oluşturacak kişiler niye o zaman büyük ova
planı içerisinde Bursa’yı değerlendirsinler. Bunları söylerken kelimeleri
seçmeye çalışıyorum. Yanlış anlamayın ben sanayi karşıtı değilim ben de ticaret
yapıyorum. Sanayi bir şehri geliştirir, ülkeyi geliştirir. Sanayi olmazsa
olmazdır ama bizim bundan sonra nasıl bir sanayi ve işler yapacağımızla alakalı
iyi hesap yapmamız lazım. 20 yılda Bursa çok hızlı değişti. Dolayısıyla Bursa
olarak tüm siyasi organlarıyla milletvekilleriyle sivil toplum örgütleriyle
genel manada bir yol haritasını önümüze koyarsak ben çok yanlış işler
yapacağımızı düşünmüyorum açıkçası. Şehirde yüksek yapılar olabilir. Ama bunu
nerede yaptığınız çok önemli. Bunu Doğanbey gibi bir yerde yaparsanız yıllar
boyu anarlar sizi. Kimseyi eleştirmek adına söylemiyorum. Bunu çok samimi
söylüyorum…”
Verilen cevabı
aynen yazmaya çalıştım.
Başka
gazetecilerin hakkına girmemek adına sadece bir soru sorma hakkımız var. Bu
yazılmamış bir nezaket kuralıdır.
Sorduğum sorunun
aldığım cevabından 3 ana başlık çıkartabilirim.
Mesela, TEKNOSAB
ile NOSAB arasındaki bölgeye ret cevabının alındığı ayrı bir başlıktır…
Biliyorsunuz ki,
şehrin büyüme yönü İzmir Yolu üzerinden Karacabey’e doğru gidiyor… Tam da tarım
arazilerinin olduğu bölgeler buralar. Ve yapılaşmaya kapandığını anladım bu konuşmadan.
O halde TEKNOSAB’a işçiler Bursa’dan gidip gelmeye devam edecek…
Mesela, “Ben
sanayi karşıtı değilim” başlığı var.
Bu cümleyi hemen
hemen her toplantıda söyler oldu Başkan Alinur Aktaş. Demek ki, sürekli olarak
böyle lanse ediliyor.
Mesela, kendisinden
önceki eski Belediye Başkanı Recep Altepe döneminde yapılan Doğanbey
TOKİ’nin nasıl da yanlış bir proje olduğunu herkesin önünde açık açık dile
getirebiliyor. Fakat, bu bir itiraftır aynı zamanda çünkü, onların
yapılmasında Büyükşehir Belediye Meclisi’nde onun da imzası var, o dönem tüm AK
Partili meclis üyelerinin olduğu gibi.
***
Aslında
konuşulmayan o kadar çok konu var ki…
Aslında
konuşulsa bile yazılmayan ya da yazılamayan…
***
Bizler bu
şartlar altında gazetecilik oynamaya çalışıyoruz.
Mesleğin
temelinde olan muhalif bakışımızı kaybedeli çok oldu da… Bari başka bir bakış
açısına dönmeseydik iyiydi…
Yorumlar
Yorum Gönder