Fabrikalar tüketiyor, vatandaş tasarruf ediyor!
Dünya’ya ‘Mavi Gezegen’ denilmesindeki en önemli etkenlerden biri de 3’te 2’sinin suyla kaplı olması.
Suların ise
yüzde 97.5’i okyanus, deniz gibi tuzlu içilemeyen sulardır. Geriye kalan
yüzde 2.5’ini ise tatlı su olarak biz insanlar tüketmek üzere…
Komik geliyor
değil mi?
Sonuna kadar
gerçek!..
Sadece dünya
değil, insanın da büyük çoğunluğunu su oluşturur. Vücudumuzun yüzde 60’ını
oluşturuyor hatta…
Şimdi bu
denklemi bir kuralım…
Vücudunuzdaki su
bitmeye başlarsa ne olur?
Çok düşünmenize
gerek yok!.. Ölürsünüz.
İşte dünyamız
da içindeki suyu bitirdiğimiz için ölüyor…
***
Çok spesifik bir
giriş yaptığımı düşünüyorum. Her ne kadar korkutucu olsa da bu gerçekle
yüzleşmemiz gerekiyor.
Evliya
Çelebi’nin “Velhasıl Bursa sudan ibarettir” sözüne Bursa Büyükşehir
Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın çok güzel bir cevabı vardır… Çok doğru bir
cevaptır bu!...
Evliya
Çelebi’nin yaşadığı dönemde Bursa’nın nüfusu ne kadardı, bugün ne kadar?
O dönemde,
Bursa beton değildi, sanayi yoktu…
E hadi bende
geliştireyim bu cevabı…
Arabaların
egzoz gazları yoktu, elektrik için sular kullanılmıyordu, ağaçlar kesilmemiş,
Doğanbey TOKİ’leri yapılmamıştı…
***
Eğri oturup
doğru konuşmak gerekirse, her biten doğal kaynağın faturasını hiçbir şeyden
haberi olmayan vatandaşa kesmek çok kolay…
Ama kimse ya da
hiçbir yasalarla güçlendirilmiş ‘erk’; bu suyu fabrikalar bitiriyor, vahşi
sulamalar bitiriyor demiyor… Dökülen asfaltlar nedeniyle toprağın suyu
yeterince ememediğinde dolayı kaynağın ve dahi kaynakların kuruduğunu
açıklamıyor…
Varsa yoksa,
vatandaş suyu tasarruflu kullansın.
Neymiş efendim,
4 dakikadan fazla duşta kalmamalıymışız, klozet suyunun ayarını düşüğe
çekmeliymişiz, temizlik amaçlı bile olsa suyu haddinden fazla
kullanmamalıymışız.
Yahu siz neyden
bahsediyorsunuz?
İnsanın doğal
hak sahibi olduğu akarsuların yerini değiştiren de insanlar mı, bu akarsuları
biriktirecek barajların yapılmasını sağlayan, yapılan barajlardan fabrikalara
pompalayanlar da vatandaşlar mı?
Hadi Bursa
özelinde soralım!..
Koskoca İznik
Gölü’nü kurutmaya başlayanlar da, evinde fazladan sifon çekenler mi?
Arkadaş biraz
gerçekçi olalım…
Doğuştan doğal
hakkı olan suyu kullanırken her damlasına para veren bizlerin bu kuraklıktaki
payı ile suya siyanür karıştıran altın madenlerinin payı aynı mı?
Her ay biraz
daha su faturasından tasarruf etmek için dişimizi sıkarken, Bursa’yı
köstebek yuvası haline getiren fabrikaların yer altı sularını ücretsiz bir
şekilde bin tonlarca kullanması hak mı?
Her fabrikanın
yasal sınırlar dahilinde atıklarını boşaltabilmesiyle kirlenen akarsuların
değerini ne zaman anlayacaklar?
Şu anki iklim
koşullarında 2050 yılında Uluabat Gölü’nün tamamen kuruyacağı ön
görülüyor. Ve 2050 yılına kadar kimse ‘temiz’ kalacağının garantisini
veremiyor…
***
Her gün su
sorununu daha fazla konuştuğumuz dünyada, Türkiye’de hatta Bursa’da Akademik
Odalar’da bir su paneli düzenlendi.
Nöbetçi
Gazete’de mesai
arkadaşım Gözde Şahin ile birlikte Mimarlar Odası Başkanı Şirin
Rodoplu’yu geçen hafta ziyaret ettiğimizde bu su panelinden bahsetmişti bize.
Tabi ki baya bir
heyecanlandık.
TMMOB Bursa
İKK tarafından
düzenlenecek olan panelin açılış bölümüne baktığımızda Bursa’nın en büyük
ilçelerinin (Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım) belediye başkanları ve Bursa
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın adını görünce daha da bir merak
konusu oldu haliyle…
28 Aralık 2022
Çarşamba günü koşa koşa gittik su temalı panele…
Program öncesi Kimya
Mühendisleri Odası Başkanı ve aynı zamanda ilk oturumun da moderatörlüğünü
üstlenen Erkan Mutlu’yla konuştuk.
Gözden kaçan bir
şeyin farkına vardırdı bizi. Afişte Su Paneli 1 yazıyordu. Yani aslında
bu panelin 2.cisi ve 3.cüsü de gelecekti…
Bence gelmeli
de… Çünkü daha çok teknik terimlerden oluşan ilk panelden beklediğim
bilgilenmeyi pek alamadım. Çünkü sunumlar daha çok akademik hazırlanmış ve sadeleştirilmemiş
bir dil vardı…
***
Hal böyle olunca
ben de belediye başkanlarının dediklerine odaklanmayı tercih ettim…
Mesela, Bursa’da
her zaman yol yapmakla övünen, beton şehir Bursa’nın 3 milyon metrekare yeşil
alan hedefi olduğunu bilbordlardan öğrendiğimiz, fakat hiçbir kentsel dönüşüm
projesinde yeterli yeşil alanı sağlayamayan veya göz ardı eden Bursa
Büyükşehir Belediye’sinin Başkanı Alinur Aktaş, yine suyu verimli kullanmak
konusunda öğütlerde bulunarak BUSKİ marifetiyle yapılanları anlattı. Şimdi
hakkını yememek de lazım, yapılan projeler ve çalışmalar gerçekten iyi niyetle
ve suyun temiz kalmasına yönelik çalışmalar…
Ama benim
naçizane tavsiyem, zabıtaları 3 harfli marketlerde fiyat kontrolü yapmaya
göndereceklerine, fabrikalarda gizledikleri su pompasının olup olmadığını
bulmaya gönderseler daha iyi olacak. Veya atık su tesislerinin çalışıp
çalışmadığı kontrol etmeye… (Elbette görevleri olmayabilir. Fakat vatandaşın
suyunu çalanı tespit etmek görevleri olmalıdır diye düşünüyorum.)
***
Cumalıkızık
yolunda kendi asfaltını kendi üreten ve kendi ürettiği asfaltın fazlasını satan
Yıldırım Belediyesi’nin
Başkanı Oktay Yılmaz da, yürüttükleri kampanyalardan bahsetti. Mesela atık
yağ toplamaları, vatandaşların suyu daha tasarruflu kullanmaları konusunda
bilinçlendirme toplantıları yaptıklarını, dereleri ıslah ettiklerini, park ve
bahçelerde damla sulamaya geçtiklerini anlattı. Ve ekledi… “Bu iş
farkındalıkla başlıyor.”
Yıldırım
Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın anlattıkları ‘Damlaya damlaya göl olur’
atasözünün bir yansıması… Evet bunların hepsi çok önemli. Ama asfalt üretim
tesisinin doğayı ne kadar kirlettiğini ve artık Yıldırım’da doğanın
kirlenmesine engel olmak için bu tarz oluşumlara engel olacaklarını söylese,
yukarıdakilerden daha fazla etkiye sahip olmaz mıydı?
***
İçerisindeki
Organize Sanayi Bölgeleri’ni saya saya bitiremediğimiz ve yeni yerleşim
yerlerinden biri sayılan
Nilüfer’in Belediye Başkanı Turgay Erdem de, Nilüfer Çayı’nın simsiyah
akmasını gündeme taşıdı. Sanırım bu çayın temiz akması için mücadelesi de
Çevre Platformu ile ‘Nilüfer Çayı Temiz Aksın’ protokolünün imzalanmış olması.
Nilüfer Çayı’nın su analizlerini yapması ve kamuoyuyla paylaşmış olması.
Raporların ilgili kurumlara dağıtıldığını açıkladı.
Peki çabalar ne
kadar sonuç verdi?
Günübirlik
gündemlerle ne kadar sonuç alınabilirdi ki?
Evet, yapılan ve
yapılacak olan çalışmalar yok mu, elbette var.
Fakat geç
kalınmadı mı?
Bunu daha da
hızlandıramaz mıydınız?
Daha çok
çözümden çok şikayet mercii gibi gözüktüğünü ifade etmeliyim Başkan Turgay
Erdem’in…
***
Uludağ’ın
etekleri ile Gündoğudu’nun arasında ne kadar yolculuk yaptınız bilmiyorum ama
ben belirli kısımlar haricinde boş arazi göremedim. Her noktası, sıkışmışlıklar içerisinde
kalan ilçe olan ve bir milyona yaklaşan nüfusuyla Bursa’nın 3’te birini
bünyesinde barındıran, akarsuların genel olarak dolaştığı Osmangazi’nin
Belediye Başkanı Mustafa Dündar da yapılan tasarruflardan bahsetti.
Yapılan her
tasarruf, her damla su kıymetli… Ama bazı şeylerin geri dönüşü olmuyor. Bunlardan
biri de yapılaşma. Bunu engellemek gerekmez miydi?
***
Genel olarak
Belediye Başkanları yapılan projelerle günü kurtarmanın peşinde olduğunu
hissettim.
Bizim daha büyük
problemlerimiz var…
Aslında bugüne
kadar ne yapıldığından ziyade, bundan sonra ne yapılacağı konuşulsaydı daha
fazla verim alırdık diye düşünüyorum…
Ama lütfen
artık tüm bu sorumsuzlukların yükü vatandaşın tasarrufu olmasın!..
***
Son Not!...
TMMOB Bursa
İKK Sekreteri ve Mimarlar Odası Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’ten toplantı sonrası genel bir
değerlendirme istedim.
Bir akademik göz
olarak bana şunları söyledi:
“Su önemli ve
geniş bir konu. Su Paneli 2 ve Su Paneli 3’ü de gerçekleştireceğiz. İlkini
özellikle ilgili kurumların bilgilendirmesi bağlamında ‘su kaynakları ve
yönetimi, atık su ile ilgili neler yapılıyor’ temasıyla kurguladık…Tabi suyun
niteliği, evsel ve endüstriyel su kullanımını ve tarımsal sulamayı da ele almış
olduk.
Sınırlı
sayıda yerel yönetici çağırdık. Tabi ki enine boyuna tartışalım istedik
aslında… Genel olarak dolu dolu ve bilgilendirici bir panel oldu… Soru cevap da
aldığımız için program uzadı. Forum kısmını ikinci panele kaydırmak zorunda
kaldık.”
Ben de 2.cisini
sabırsızlıkla bekleyeceğimi söyleyerek yazımı burada noktalayayım…
30.12.2022 - Nöbetçi Gazete
Yorumlar
Yorum Gönder